5 Temmuz 2015 - 00:45
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a açık mektup

Sayın Cumhurbaşkanı ! Yönetim stratejiniz yanlış; siyasi duruşunuz, siyasi sisteminiz ve siyasi ilkeleriniz ilahi değildir. İlahi ilkelere dayanmayan hiçbir sistem adaleti getiremez, toplum içinde yerleştiremez. İlahi eksenin karşısında duran ve adaleti getiremeyen her sistem taağuttur.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bismillahirrahmanirrahim

“Onlar Allah’ın mesajını iletir, O’ndan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap gören olarak Allah yeter.” Ahzab/39

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan!

Yüce Yaradan tarafından insanlık tarihinde tekamül irade edilmiştir; insanlık ilk günden günümüze ve kıyamete kadar tekamül merhalelerini aşarak doruğa ulaşacaktır.

21. asırda dünyanın en önemli konusu, dünyanın “yönetimi” meselesidir. Dünya büyük bir değişim geçirmektedir ve bu değişim “yönetim ve idare yöntemi” konusundadır. Dünyayı yönetmeye iki siyasal doktrin talibtir; biri “dinin siyaset doktirini” ve diğeri de “Batı beşeri siyaset doktrini”. Biri din medeniyetini dünyaya hakim kılma hedefindedir, diğeri ise Batı medeniyetini dayatma peşindedir. Üçüncü bir doktrin ve ekol yoktur. Ara bir yol bulma girişimleri veya ikisini sentezleme çabaları boşunadır.

Müslüman halkların yaşadığı diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’nin sorunu da eksen sorunudur. İdareciler beşer kaynaklı Batı siyaset eksenini istiyor, müslüman halklar ise ilahi siyaset eksenininde bulunmayı talep ediyorlar.

Batı ekseninde yer alıp İslami söylemler kullanmak nifaka İslam elbisesi giydirmektir. İlahi eksendeki müslümanları bu söylemlerle Batı eksenine çekmek şeytani bir planın parçasıdır. Halkı müslüman ülkelere musallat olmuş Batı yanlısı idareciler malesef Batı siyaset eksenine hizmet etmektedirler.

Sayın Cumhurbaşkanı !

Yönetim stratejiniz yanlış; siyasi duruşunuz, siyasi sisteminiz ve siyasi ilkeleriniz ilahi değildir. İlahi ilkelere dayanmayan hiçbir sistem adaleti getiremez, toplum içinde yerleştiremez. İlahi eksenin karşısında duran ve adaleti getiremeyen her sistem taağuttur.

Batı siyaset doktrini ekseninde hareket edildiği zaman, savaşa, barışa, işgale, halk ayaklanmalarına, her olaya, her düşünceye ve her ülkeye hatta her mezhebe o perspektiften bakılır, böylece gerçekler onların istediği şekilde şekillenir. Onların diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, dost dediğine dost ve mezhebçi dediğine mezhepçi demekten başka seçenek kalmaz.

Dünyaya hangi doktrin penceresinden bakarsanız onu görürsünüz; liberal demokrasi penceresinden bakarsanız Allah’ı göremezsiniz, Tevhid gözüyle bakarsanız, beşeri sistemlerin taağut olduğunu görür ve bütün hakikat ve gerçeklerin tahrif edilmiş halini görürsünüz.

Batı liberal demokrasi ekseni, ilahi iradenin karşısında yenilmeye mahkumdur.Tarih boyunca batıl haktan asla güçlü olmamıştır, sünnetullah gereği olamaz da zaten.

Birlikte hareket ettiğiniz dostlarınızın ne kadar şeytani planları olduğunu acı tecrübelerle gördünüz; “aldatıldık, kandırıldık, iyi niyetimizden yararlandılar”, dediniz. Korkarım Batılı müttefikleriniz hakkında da bir gün gelecek bizi aldattılar, iki yüzlülük yaptılar, münafıklık yaptılar diyeceksiniz ve o günler geç değildir. Çünkü “Hıristiyan ve Yahudiler, onlara tabi olmadığınız müddetçe sizden razı olmazlar”, Kur’an ilkesi asla değişmedi ve değişmeyecektir.

Sayın Cumhurbaşkanı !

Ortadoğu nihayetinde ilahi iradenin istediği şekilde şekillenecektir. Bu iradenin karşısında direnen kim olursa olsun yenilgiye mahkumdur ve helak olacaktır. Batı liberal demokrasi havarileri bu iradenin gerçekleşmesini engellemek için elinden geleni yapmaktadır ve yapacaktır. İlahi eksenin savunucuları da kendilerine verilen emanetleri Yaradan’ın iradesi doğrultusunda feda etmekten kaçınmayacaklardır.

Hangi mezhepden olursa olsun, bir müslümanın ilahi eksende bulunma kararlılığı mezhepçilik olarak değerlendirilemez. Mezhepçiliği ortaya çıkaran Batı emperyalizmidir. Bugün Ortadoğu’da kan döken ve katliamları din adına yapanlar siyonistlerin ortaya çıkardığı terörist gruplardır. Buna karşı direnen, Irak, Filisitin, Lübnan, Suriye, Bahreyn, Yemen halkalarını mezhepçilikle suçlamak şeytani güçlerin iddiası ve planıdır.

Müstekbir güçlere karşı mücadele, söylem ve eylemlerin ilahi olmasıyla mümkündür. Yıllardır ilahi eksenin önderleri tarafından İslami vahdet feryadının yükseltilmesi müslümanların İlahi eksende birleşmeleri içindir.

İlahi irade ekseninde müslümanların canlarını feda etmeleri sizleri endişelendirmesin. Batı dünyasını endişelendiren insanların canları ve ülkeleri değildir, onları kaygılandıran ve telaşa sürükleyen Ortadoğu’nun kendi eksenlerinden çıkıp ilahi eksene kaymasıdır.

Dış siyaset stratejinizin ve Ortadoğu politikanızın yanlışlığı ortaya çıkmasına rağmen hala hata üstüne hata yapmaktasınız. Bir mümin bir delikten bir kere sokulur/ısırılır.

İlahi irade, ilahi vaaddir yani “evrensel adalet devletinin hakim olacağı” vaadidir. Bütün gelişmeler bu vaadin gerçekleşeceği yönde ilerlemektedir. Ortadoğu, bu devletin beyni ve merkezi konumundadır. Mısır, Libya, Irak, Suriye ve Yemen’deki gelişmeler bu ilahi vaadin gerçekleşmesinin ön hazırlığıdır. Batı emperyal gücü bunu engellemek için müslümanları kullanmakta, bir birinin canına salmaktadır.

Bu ilahi vaade inanmasanız da bütün insanların fıtratının derinliklerinde “evrensel adalet talebi”, kor ateş gibi küller altında saklıdır. Bu küller yavaş yavaş ilahi nesim ile savrulmakta ve fıtrat nuru ilahi iradeyle ortaya çıkmaktadır. “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmeye çalışırlar, Allah nurunu tamamlayacaktır, müşrikler istemese de”.

Sayın Cumhurbaşkanı !

Hak ile batılı birbirinden ayıran çizgi, nelerin neyin uğrunda feda edildiğinde yatmaktadır. Canını ve sahip olduğu herşeyi ilahi iradenin ekseninde feda eden, hak olandır ve ilahi eksende kareket ediyordur. Çünkü bu eksenin en değerli şeyi Allah ve O’nun dinidir. Ortadoğu’da bulunan İslami direniş ve halkın feryadı ve fedakarlığı ilahi adaletin tahakkuku içindir.

Dini ve kutsalları, toprak parçası, dünya çıkarları, dünya hayatı ve canını korumak için feda edenler ise batıl ekseninde olanlardır. Çünkü onlar için en değerli olan toprak parçası, enerji kaynakları ve canlarıdır. Batı liberal demokrasisi eksenininde bulunan devlet ve idarecilerin feryadı da dünya hayatıdır. Çünkü onlar Yaradan’ı dünyalarından silmişlerdir.

Peygamberin torunu İmam Hasan (a.s) barış yapmak zorunda bırakıldığı zaman kendisine, “Neden Sıffeynde ve Cemel’de kahramanca savaşıyordunuz ama şimdi barış yapıyorsunuz?” diye sorulduğunda İmam (as) şöyle buyurdular: “Ben değişmedim, ben aynıyım. Sizler değiştiniz. Sıffeynde dininiz dünyanızın önündeydi ( dininiz öncelikteydi) ama şimdi dünyanız, dininizin önüne geçmiş durumdadır ( dünyanız önceliktedir)”.

Evet, neleri neyin uğrunda feda edeceğimiz bizim safımızı belirleyecektir. İstikametimizi ve kıblemizi şaşırmayalım; bizim kıblemiz ilahi eksendir, Batı liberal demokrasisi ekseni değil.
Sayın Cumhurbaşkanı !

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra devamlı dile getirdiğiniz, anayasanın değişmesi ve başkanlık sistemi Türkiye’nin sorunlarını çözemez. Türkiye’nin sorunu eksen sorunudur; seçim yapılmalıdır: İlahi eksene mi yönelmeli, yoksa Batı liberal demokrasi eksenini mi seçmeli?

Başkanlık, yarı başkanlık ve parlementer sistemler Batı liberal demokrasisi ekseni üzerindeki farklı duraklardır. Asırlardır, İslami kültürle yoğrulmuş müslüman Türkiye halkının kültürel ve inanç yapısı, Batı kültürünün ürünü olan liberal demokrasi eksenine uygun değildir. Sanırım son seçimdeki halkın tercihi de buna işarettir.

Sayın Cumhurbaşkanı !

Peygamberin tebliğ ettiği din, bütün peygamberlerin dini olan İslam’dır. Kur’an’da, bunu ‘İnanıyorsanız, muhakkak siz üstünsünüzdür’ diye beyan ediyor. “Allah’ın nezdinde hak din sadece İslam’dır” ayeti gösteriyor ki, tek hak din İslam’dır, diğerleri tahrife uğramış muharref şeriatlardır ve hiçbir haklılık yönleri yoktur. Batı ekseninin empoze etmek istediği düşüncelerden biri de dini pluralizmdir.

Muharref batıl dinlere gösterilen tolerans ve hoşgörünün kardeş olmalarına rağmen farklı mezhepten olan müslümanlara gösterilmemesi düşündürücüdür gerçekten.

Ortadoğu’da liberal siyaset yürütmek artık geçerliliğini yitirmiştir. Çok geç olmadan, müslüman Türkiye halkını, Batı liberal ekseninin daha fazla kölesi olmaktan kurtarın. Türkiye halkının kardeşi, Ortadoğu’daki kanları akıtılan, boğazları kesilen müslümanlardır. İşgalci, katliam yapan vahşi Batı dünyası ve onların yetiştirdiği-yönlendirdiği teröristler ve caniler asla bir müslümanın kardeşi olamaz.

Yüce Yaradan tarafından insanlık tarihinde tekamül irade edilmiştir. Hak cephesinin ekseni, ilk gününden şimdiye ve tekamülün zirvesine ulaşıncaya kadar tekamül merdivenlerini çıkmaya devam etmektedir. Batıl cephenin ekseninde ise asla tekamül sözkonusu değildir; zamanın şartlarına göre ad ve kılık değiştirir. Bu eksenin en son durağı ise liberal demokrasidir.

Türkiye yapay gündemlerle oyalanıyor, müslüman halk dünya hayatının maddi zorluklarıyla korkutuluyor; müslümanlar dünyalaştırılıyor, dünyalaştıkça sekülerleşiyor, sekülerleştikçe Allah hayatlarından uzaklaşıyor. Türkiye seçimini yapması gerekiyor; ya “Batı liberal demokrasi ekseni” veya “ilahi adalet ekseni”

Türkiye dünya ülkesi, sözü dinlenen ve dünyada özellikle Ortadoğu’da söz sahibi olmak istiyorsa İlahi eksene girmekten başka çaresi yoktur. Tarihi liderler, tarihi işler yapıp tarihin seyrini değiştirenlerdir. Allah’ın ve ilahi eksenin bizlere ihtiyacı yoktur, biz olmasak da Allah başkalarını bu ekseni ayakta tutmak için ortaya çıkaracaktır.

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah öyle bir topluluk getirir ki, O onları sever, onlar da O’nu severler; müminlere karşı alçak gönüllü ve kafirlere karşı sert ve onurludurlar; Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın lütfudur; onu dilediğine verir. Allah ( güç ve merhametiyle) kapsayan ve (her şeyi) bilendir.” Maide/54

Selam, hidayet yolunu seçenlerin üzerine olsun

Sabahattin Türkyilmaz